Bursa Arge’nin hazırlamış olduğu “Özel Yeteneklerimin Farkında mısınız?” adlı projesi dahilinde İspanya’nın Endülüs Bölgesinde küçük sevimli bir şehre gittik. Sevillia…Adı bile şiirseldi sanki.
Bir yandan Sevillia Üniversitesinden alacağımız eğitim için heyecanlanıyor, bir yandan da tarihe ev sahipliği yapmış bölgeyi gezmek için heyecanlanıyorduk.
Hepimiz hazırdık. Gitmeden gezilecek yerlerini, ulaşımını, yemeklerini,tarihini araştırmıştık. Yoğun geçen derslerin ardından bir elimizde telefonda indirdiğimiz harita bir elimizde hazırladığımız sandviçlerimiz..Kim tutardı ki bizi. Öyle ki her yeri yürüyerek gezip görmek istiyorduk. Gece ise yorgunluktan tükenmiş bir şekilde otelimizde öğrendiklerimizi not alıp, dinlenmeye çekiliyorduk.

İlk gününün sonunda bile ne de çok şey öğrenmiştik.Ne de güzel dostluklar kurduk birbirimizle. Sevillia…Çok şirin, yeşilliklerle dolu, kış mevsiminde gitmemize rağmen güneşte bize cömert davranıyordu sanki. Laf aramızda siyesta bile yaptık..:)
Şehri gezdikçe çeşitli ve köklü geçmişine, zengin kültürüne tanıklık ettik adeta. Muazzam katedraller, küçük ve güzel meydanlar, saraylar, müzeler ve kuleleriyle durup dinlenmeye vakit bulamadık .Quadalquivir Nehri boyunca yürüyüp, her köşe başında ispanyol ezgileri eşliğinde dans eden dansçıları izledik…
Otele vardığımızda günün değerlendirme notlarımızı yazdıktan sonra,bayılıyorduk adeta.

Hafta ne de çabuk geçmişti. Kursumuz sona erdi ve sertifikalarımızı almıştık bile..Hepimiz çok şey öğrenmiştik. Gide gitmez yapacak çok işimiz vardı.Hocalarımızla ve sevgili tercümanımız ile vedalaştıktan sonra ilk işimiz şehirde bulunan Al Cazar Sarayını ziyaret etmek oldu.

Al Cazar…Bir masalın içine girdik ve gezerken bile o dönemi yaşadık… Günümüzden yaklaşık 1100 yıl önce, 913 yılında Müslüman Emeviler tarafından kale-saray olarak inşa edilmiş muhteşem bir saray…UNESCO Dünya Miras Listesinde yerini almış. Yüzyıllar önce Müslümanlar ardından da Hristiyanlar yaşamış bu sarayda. Games of Thrones dizisinin pek çok bölümü bu sarayda çekilmiş. Çok gizemli ve büyüleyiciydi..

Sevillia’ya gelip Cordoba’ya gitmek olmazdı. Cordoba’nın en ünlü mimarisi olan Kurtubaa Cami, sonradan kiliseye çevrilmiş muhteşem bir katedral. Tarihi 8.yüzyıla dayanan dünyanın en büyük ve en eski camilerinden biri Kurtubaa Cami.. Sütunların üzerindeki mimarların imzaları,renkli camlardan yanısyan güneş ışıkları ile muazzam, görkemli bir yerdi.
Buradan çıkıp Cordoba’nın sevimli, çiçeklerle dolu sokakları bizi karşılıyordu adeta. “Carmen” denilen bu sevimli çiçeklerle dolu evlerin tarihi bir hayli köklüymüş.
Roma köprüsünü, surlarını ve meydanını gezerken İspanyolların meşhur yemeği olan “paella”nın tadına baktık.

Rotamızı Granada’ya çevirdik. Arada kaybolduğumuz oldu elbette. Normalde yürüyemeyeceğimiz kadar yolu yaya olarak yürüdüğümüz doğrudur..Biraz vitamin biraz da yiyeceğimiz varsa kim tutardı ki bizi.
Endülüs Emevi Devleti’nden günümüze ulaşan en görkemli yapılardan biri olarak kabul edilen Elhamra Sarayı, Granada’nın en popüler turistik noktasıymış. Kentte Emevi kültürünü temsil eden çok sayıda tarihi yapı bulunurken, hareketli meydanlar, daracık sokaklar ve hoş kafeler şehrin sokaklarını yürüyerek keşfetmek için yeterli sebeplerden.
Saray, 13. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar, 250 yıl boyunca İslam mimarisinin tam anlamıyla yaşayan bir müzeydi adeta. Antik duvarlarla çevrili olan El Hamra uzaktan bakılınca ulaşılmaz bir kaleyi andırıyor. Bu kale, Mağribilerin İspanya’daki son kalesi olmuş.
Albaicin’in sokaklarını, çingene mahallesi olan Sacromentoyu, Granda Kraliyet Şapelini, Arap pazarını zamanımızın son dakikasına kadar keşfetmeye çalıştık.

Ve son durağımız Malaga idi. Malaga katedralini ve picasso müzesini gezmeden gidemezdik. O kadar yorgunduk ki, durup dinlenmeye vaktimiz yoktu.
Picasso müzesinde Picasso’ya ait özel eşyalarını ve evini görebilme şansını yakaladık. İçerisinde bulunan bir cafede soluklanırken bol bol fotoğraf çektirdik.
Panoramik bir şehir turundan sonra hedefimiz tarihi şehrin kurulduğu Gibralfaro (Tarık’ın feneri) tepesi oldu. Bu tepeden Malaga’yı kuş bakışı görebildik. Tarihi boğa güreş alanları, limanı ve doğasıyla büyüleyiciydi..Pablo Picasso’nun nereden ilham aldığı belliydi adeta.

Published: Jul 12, 2019
Latest Revision: Jul 12, 2019
Ourboox Unique Identifier: OB-664111
Copyright © 2019